Çocuklu Kadın, Kadınlı Çocuk

Çocuklu Kadın, Kadınlı Çocuk

Çocuğunuz dünyaya geldiği andan itibaren artık siz “ çocuklu kadın” grubundasınızdır. 

-Ayyy nur topu gibi,maaşallah.
-Allah analı babalı büyütsün.
-Allah uzun ömürler versin.
-Aynı annesine benziyor, büyüyünce çok güzel olacak.
-Aynı babası, hokka burna bakın.

Bu sözleri duymadıysanız bile, herkes gibi hakimsinizdir ki doğum odası klasikleri. Hastanedeyken afallamış siz, yanınızda refakatçılarınız, sürekli ne istediğini algılayamadığınız bir bebek ağlaması, gelen giden(sağ olsunlar), tuvalete gitme problemi falan filan derken, anne olduğunuzu algılamanız zaman alabilir. Algılamak derken, anne olmanın sorumluluğunu tam alamamak kastım. Böyle durumlarda çevrenizdeki herkes, size cahil gibi davranacağı için bazen hiçbir şeye karışmamak ve sadece uyumak daha cazip gelebiliyor.

Ne Yapar, Bu Çocuklu Kadın?

Çocuklu kadın,özellikle artık yatağından kalkıp bağımsız hareket edebilmeye başladığında, turbo motor takılmış insan durumunda bulur kendini. Saatlerce uyumadan ayakta kalabilmek, çocuğun karnının doyması, çocuğun kakası, gazı, uykusu, banyosu…Üstüne kadının kendi için yemeği, banyosu, uykusu varsa üstüne de ev işi, eee tabi misafirlerde gelir öyle zamanlarda ( hele ki derin temizlik falan yapacaksanız, hemen yapmadan önce habersiz gelen bir kesim var, ben onların zamanlamalarını her zaman takdir etmişimdir içimden, ayarlamaya çalışsalar denk getirmeleri mümkün değildir bence.) ev işi, yemek, çamaşır, ütü, bulaşık…( fazlası var bu saydıklarımın ama eksiğini üst ekonomik gelir durumunda bir aileye mensupsanız eğer bulabilme olasılığı veriyorum size.)

İlk bir-iki hafta geçmiştir ama yaşanan trajedi kadın için sonlanmamakla birlikte çığ gibi büyümeye devam etmektedir. Çocuklu kadın olma tragedyası gibi… Kadının yanında anneleri olsa, yardımcı oluyorlar tabii ki, bilgi birikimlerini paylaşıyorlar ama bu yardımcı anneanne ve babaannelerin, teyzelerin, halaların bla bla bla, kadının lohusalığını anlayıp, kabullenmekte zorluk çekiyor olma ihtimalleri olduğunu düşünüyorum. Kendileri de böyle bir durumdan geçmiş olsalar da, insanoğlu geçmişini çabuk unutur misali…

Neyse kadın, bir şekilde bu durumlara ayak uyduruyor falan derken, artık toplumun ona dayattığı çocuklu kadın etiketini her geçen gün kabulleniyor ve çocuklu kadınları gözlemlemeye başlıyor; sağlık ocaklarında (aşı sıralarında bütün bebekli kadınlar kırk yıllık dostluğa bağlarlar, denk gelirseniz gözlemleyiniz efenim.), marketlerde, mağazalarda, çarşıda, pazarda… Bu etikette dış etkenler dışında pek sıkıntı yok.

Kim Bu Dış Etkenler?

Yoldan geçen herhangi bir kadının, senin çocuğu tutuş şekline müdahalede bulunma hakkı.
Kafede, restoranda, parkta, bahçede vs bir yerde otururken çocuğunla muhabbetinin arasına girip, ne olduğunu bile bilmedikleri her konuda fikri olan “herbokolog “ kimselerin önerileri.
Oldukları her ortamı, “falancanın bebesi de böyle böyle yapıyormuş.”, diye saçma bir yarış pistine dönüştürüp bebeleri kendi kafasında koşturan kadınlar…
Sanki hiç biri o dönemi yaşamamış gibi olanlar… 

O dönemde bu tarz şeylere o kadar sık ve üst üste maruz kalındığında insan neyi ciddiye alacağını şaşırıp, her şeyi kafasına takabiliyor. Bence çok gereksiz, münakaşaya bile girmek saçma. Ya herkesten uzak, tek başınıza çocuklu kadın olacaksınız, ya da herkesle iç içe ama vurdumduymaz olmayı öğreneceksiniz. Daha fazla seçenek sunamadığım için üzgünüm, ama gerçekleri görmek için üç dört yıl ilerideyken gerilere bakmak daha yardımcı oluyor.

Buraya kadar bahsettiğim çocuklu kadın içindi. Daha yazılacak bir sürü şey var ama kısa örneklerle, boğmadan kadınlı çocuğa da değinmek isterim.

Günümüzde artık anneler,küçük yaşta beyin geliştirme aktivitelerinin önemini kavradıklarından olsa gerek, en fazla 6. Aydan itibaren aktivitelere başlıyorlar. Bu aktiviteler devam ederken, tabi ki bu agucuk gugucuk minnak şey başardıkça yanında olmak, onun her anını hafızasına kazımak isteyen anne bir zaman sonra çocuğun yapışık gölgesine dönüşüyor. Tabi ki ilk zamanlar için normal olan bir durum bu, ama çocuk geliştikçe gölgenin kısalması gerekir. 

Bu, kadınlı çocuklar için gölgeler hiç kısalmıyor. Çocuklar büyüdükçe, anneler, anneanneler, babaanneler vs daha da endişeli ve korumacı olmaya çalıştıkları için, gölge olayını abartıp, çocuklara sorulan sorularda bile onların konuşmasına fırsat vermeden, “ sağ olun, iyi teyzesi “ vari cevapları elinde olmadan verebiliyorlar. Bu gelişmeler, çocuk tamamen özgüvenini kaybedene kadar devam edebiliyor. Bu çocuk okula başlayınca, kadınlarsız ne yapacağını şaşırıyor ve bu süreç çok zorlu geçebiliyor. Gelecek yıllarda da devam etme olasılığı yüksek olmakla beraber tabii ki.

Sevgili anneler, babaanneler, anneanneler, halalar, yengeler, teyzeler, ablalar, gölge olmak, korumak, kollamak bir çocuğa verebileceğiniz en güzel armağan iken, bu armağanı zamanı gelince rafa kaldırıp çocuğunuza kendi özbenliğini, özsaygısını geliştirici armağanlar da takdim edebilmeniz dileğiyle.

Photo by Derek Thomson on Unsplash

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir