ÇOCUKLARA DEPREMİ NASIL ANLATMALIYIZ?DEPREM NEDİR? 2020 İZMİR DEPREMİ …

DEPREM NEDİR? 2020 İZMİR DEPREMİ ve YAŞANANLAR..DEPREM SONRASI TRAVMALAR… DEPREMİ ÇOCUKLARA NASIL ANLATMALIYIZ?

Deprem nedir? Deprem deriz, yer sarsıntısı deriz, büyüklerimizden zelzele diye duyarız. Kimsenin durduramadığı, olmasını engelleyemediği bir doğa olayıdır, deprem. Yerkabuğu kırılır. Kırılan alandan titreşimler salınır. Bu titreşimler etki alanındaki yerlerde sarsıntıya sebep olur. 

Sallanırız, sallanırız… Hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçmesine müsaade etmeyecek kadar kısa olan o saniyelerde; bazılarımız ne yapacağını bilemez, bazılarımız ise soğukkanlılığını korumayı başarır. Deprem geçer, biter geriye bizlere bıraktığı yaraları kalır. Evlerimizde sıvası dökülmüş duvarlar, çatlamış kolonlar, yüreğimizde tekrar olacak mı korkusu, her an “sallanıyor muyuz?” hissiyatı, sevdiklerimizi korumak için neler yapabiliriz düşünceleri ve daha da fazlası düşüncelerle biz depremin arkasından bakar kalırız… Bu anlattıklarım Türkiye’de yaşayan bizler için geçerli.

Neden sadece bizler için geçerli olduğunu da şöyle açıklayabilirim. En son yaşadığımız büyük deprem; İzmir Depremi. 31 ekim 2020’de yaşadığımız bu depremin büyüklüğü 6.6 olarak bildiriliyor, farklı görüşler ise 7.0 olduğu kanaatinde. Maalesef bizler için depremin büyüklüğü değil, yıkılan binalar ve bizden aldığı canlar daha çok yürek burkuyor, gözleri yaşlı, yürekleri acılı bırakıyor.

Son olarak yaşanan İzmir depreminde, birbirimize nasıl kenetlendiğimizi, Türkiye’nin her bir yanından kente yığılan yardımları, psikolojik, maddi manevi depremzedelerin yanında olmaya çalışan kişileri görmek her ne kadar bizleri gururlandırsa da, asıl problemi gözden kaçırmamaya dikkat etmeliyiz.

Türkiye, Aktif Fay Hatlarıyla Kaplı Bir Deprem Ülkesi! 2020 İzmir Depremi

Deprem, Dünya’da bir çok farklı ülkede var, ama yıkıcı özelliği en çok Türkiye’de hissediliyor. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım;

Bir kek yapmak istiyorsunuz. Kek için gerekli tüm malzemeleriniz var. Ama keki yemek isteyen kişi sayısını görünce, elinizdeki malzemelerle iki kek yapmaya karar veriyorsunuz. Otomatik olarak bir kek yapabileceğiniz malzemeyi, iki keke bölüştürüyorsunuz. Farklı malzemelerle açıklarınızı kapatmak isteseniz de, yaptığınız kek kimsenin karnını doyurmadığı gibi kimseye tat vermiyor. Sadece keki yapan kişi amacına ulaşmış oluyor. Sanırım gerisi de pek önemli değil.

Türkiye’de ki binaları da ben bu kek hikayesine benzetiyorum. Sevgili mütahitlerimiz, ustalarımız… Bir bina için kullanılacak kaliteli malzemeleri seçip, güvenli evler oluşturmak yerine; elindeki malzemelerle daha çok para kazanma hırsıyla iki bina yapma gayretine giriyor. Deprem kuşağında yaşayan vatandaşlar ise, dört duvar bir tavan arasında kendi güvenliği için ev aldıklarını sanıyorlar. Halbuki bu evler üç domuzcuk hikayesinde olduğu gibi, kurdun gelmesi ve küçücük bir üflemesiyle yıkılıp kalıyor. Geriye kalanlar ise yine vatandaşlara emanet. 

31 Ekim’den Kasım ayının ortalarına kadar, İzmir ve çevresinde artçı(!) depremlerle birlikte 3.000’in üzerinde deprem oldu. Hala, her gün İzmir ve çevresi sarsılarak uyanıyor. İnsanlar uyuyamıyor, insanlar tedirgin, insanlar nereye gideceklerini bilemiyor. Her geçen gün, başka bir bina artçılardan zarar görüyor ve içinde yaşayan insanlar binalardan çıkartılıyor. 

Deprem anında ne yapılması gerektiğini çoğu kişi bilmiyor. 

Çocuklara Depremi Nasıl Anlatmalıyız?

Biz yetişkinler, depremden sonrasında neler yapabileceğimizi düşünürken, çocuklarımızın anlamlandıramadığı bu olayı onlara nasıl açıklarız? Onları nasıl doğru yönlendirebiliriz? vb. sorularımızı cevaplayan psikologların, biz ebeveynler için tavsiyeleri;

  • Çocuklar herhangi felaket veya anlamlandıramadıkları bir olay yaşadıklarında durumu anlamlandırabilmek için anne ve babalar izlerler. Anne-babalarının veya güvendikleri bir diğer kişinin bu olaya nasıl bir anlam yükleyecekleri ve bu olayla nasıl başa çıkmaya çalışacakları çok büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle ailelerin sakinliğini koruması ve kaygılarını çocuklara belli etmemesi gereklidir.
  • Çocuklar soyut olarak anlam veremedikleri olaylardan korkarlar. Bu nedenle somutlaştırmak ve örnek vermek onların anlamasına yardımcı olacaktır.
  • Çocuklara depremin doğal bir durum olduğunu, mevsim geçişi ya da yağmur yağması gibi bir doğa olayı olduğunu aktarmak önemlidir. Bunun için evdeki lego veya ahşap çubukları kullanarak küçük bir kutuda toprağın üstünde hareket ettirerek deprem simülasyonu oluşturabilirsiniz.
  • Doğa olayları ile ilgili olumsuz duyguları yok etmek için çocuklara güven duygusu aşılamak çok önemlidir. İhtiyaç hiyerarşisinde en büyük önem kaplayan güven ve sevgi özellikle birey kendini tehlikede hissettiğinde ona verilmelidir. Bu nedenle çocuklar ile “Biz senin yanındayız, güvenli bir evde yaşıyoruz, bize zarar gelmemesi için bütün tedbirleri aldık” şeklinde konuşma yapmak, onlara güven duygusunu sağlayacaktır. Depremi izleyen günlerde aile içi etkinliklere zaman ayırmak, çocuğunuz ile sarılmak ve şefkat göstermek duygusal yönden desteklenmesini sağlayacaktır.

Photo by Shefali Lincoln on Unsplash

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir