Mola Zamanı: Sürekli Üretken Olmak Zorunda Değilsiniz

Ben dahil olmak üzere özellikle İstanbul’un bizi yıllarca yılmadan alıştırdığı berbat alışkanlıkların kurbanlarıyız hepimiz. Koşturma, telaş, bir yere yetişme derdi, trafikte geçen saatler ve bunların üstüne sürekli üretken olma zorunluluğu… Kendimize odaklanacağımız zaman bile hep bir acele hali… Asla kendimizi yeterince aktif veya başarılı göremiyoruz. Sanki hepimiz sürekli acayip işler yapmak zorundaymışız gibi tuhaf bir algı var.

Kendinize Yüklenmeyi Bırakın

Karantinayla birlikte koşturma durumları aslında yerini bir nebze olsun sakinliğe bıraktı. Herkes evden çalışamasa bile; dışarıya çıkılan zamanın azalmasıyla (keşke daha dikkatli olunsa ve evde daha çok zaman geçirilse) kendimizle baş başa kaldığımız süre arttı. Ama şehir insanı asla rahat edemez. Bu sefer hobiler, yeni dil öğrenmeye çalışmalar, ayda on kitap okuma hedefleri geldi. Neden? Çünkü hep bir telaş içindeyiz, buna alışığız ve herkes artık çok yaratıcı, aynı anda bin tane iş beceriyor biz neden geri kalalım di mi? Sonra da her şeye yetişemeyince kendimize kızıyoruz, kendimizi ‘beceriksiz’ ilan ediyoruz ve kendi kendimize üzülüyoruz. Bunlar hep hayatımızın ve kendimizin olumsuz taraflarını görmek için yaptığımız şeyler.

Kendinizi Başkalarıyla Kıyaslamayı Bırakın

Bu hayatta öncelik sizsiniz. Siz iyi olmadan ne çevreniz ne sevdikleriniz iyi olur. Tabii ki sosyal medyada gördüklerinizi ya da beğendiğiniz insanları örnek almanız da sorun yok. Sorun onların hayatlarını elde etmeye çalışmanızla başlıyor. Başkası ne yapıyorsa geride kalmamak için sizin de hemen harekete geçmenizle oluşuyor. Siz sizsiniz. Başkalarının hedeflerini ve yaşam tarzlarını birebir kopyalamaya çalışmayın. Bu sadece yorgunluk getirir. Siz sevdiğiniz bir şeye ya da ertelediğiniz bir etkinliğe kendiniz için başlayın, başkası yaptığı için değil. Kim ne düşünür diye dertlenmeyi de bir kenara koyun. Önemli olan siz ne istiyorsunuz? Öğrenmek istediklerinizi ve hedeflerinizi listeleyin. Kendinizi dinleyin.

Her An Üretken Olmaya Çalışmayın

Podcast dinle, kitap oku, yeni filmlere bak, son dizileri takip et, bir lisan öğren, bir aktivite bul, çocuğuna glütensiz ve rafine şekersiz yeni bir atıştırmalık hazırla vs vs… E ne oldu? Hani kendine azıcık zamanın kalmıştı sonunda. Hani trafiksiz, kafan rahat evde olacaktın? Hani sağlığın her şeyden önemliydi?

Bu koşturmalara ara verin. Nolmuş yani bir gün sevdiğin diziyi beş bölüm birden izlediysen? Suçluluk duyma.

Buna ihtiyacın vardı demek ki. Biraz ruhunuzu ve bedeninizi dinleyin. Biz makine değiliz. Çok normal ihtiyaçları olan, bazen tembellik yapmayı seven bazen de müthiş yaratıcı işler ortaya koyan canlılarız. Yaptıklarınızdan pişman olmayın. Yeter ki kararında bırakın, dizi izlemeyi de sosyal medyada gezinmeyi de. Planlı olursanız zaten otomatik olarak daha düzenli, keyifli ve rahatsızlık duymayacağınız bir hayat biçimi kazanırsınız.

İnanın mutlu olmayı ve boş zamanınızda aylaklık etmeyi hak ediyorsunuz. Mola verin. Nefes alın. Üzerinizde üretken olma baskısı hissetmeyin. Hazır dünyanın alt edemediği bir virüsle mücadele devam ederken, akışına bırakın bir şeyleri. Boş geçen zamandan pişmanlık duymayın, her şeye aynı anda yetişmeye çalışmayın ve büyüklerin hep dediği gibi ‘Bugünlerin kıymetini bilin’.

Görseller: Carl Heyerdahl on Unsplash / Icons8 Team on Unsplash

Bizi takipte kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir