Tarımda Yerel Üretim ve Tüketim Kazanımları

İçinde yaşadığımız dünyayı insanlık olarak o kadar hor kullandık ki geçtiğimiz her gün ekosistem daha da tehdit altında kalıyor. Küresel ısınma, hava-su-toprak kirliliği, kullanılabilir doğal kaynakların hızla tükenmesi, tarımda kullanılan kimyasalların artışına bağlı ortaya çıkan sağlık sorunları her geçen gün artıyor. Yaşamın temeli olan beslenme üzerine yaptığımız tercihleri değiştirmek bireysel olarak atabileceğimiz önemli ve gerekli bir adım. Tarımda yerel üretim ve tüketim kazanımları daha sürdürülebilir bir dünya için gerekli bir seçenek ve hatta imkanlar dahilinde, aslında bir zorunluluk.

Yerli üretim ve yerel üretim genel olarak birbirine karıştırılabilen konular. Elbette yerli üretim tarımın öncelikli ve gerekli olanı. Ancak yerli üretim de en az yerel üretim kadar önemli ve değerli. Yerel üretim, bölgesel olarak üretilen, özellikle tarımsal olarak geliştirilmesi ve desteklenmesi gereken bir faaliyet. Tarımda yerel üretim ve tüketim kazanımları azımsanmayacak ölçüde, getirisi yüksek ve değerli. Dilerseniz bu kazanımlar neler,  birlikte göz atalım.

Daha az enerji kaynağı kullanıp daha fazla üretim yapmayı desteklemek

Dünyanın içinde hapsolduğu tarım, endüstriyel ve teknolojik sistemleri baz alan çok fazla enerji ve su kullanımı gerektiren tek tip üretime dayalı. Bu da ekosisteme ve insan sağlığına zarar veren bir süreçle varlığını sürdürüyor. Yazın ortasında portakal kışın ortasında egzotik meyvelere ulaşmanın bedeli oldukça ağır. Sadece kıtalar arası ulaştırma bile başlı başına sera gazı salınımlarının %30’unu oluşturuyor. Yerel üretimde ise ilk olarak ulaştırma ihtiyacı ortadan kalkıyor. Mevsimsel ve bölgesel olarak üretilen ürünler için kullanılan enerji sanayide kullanılan enerjiyle kıyaslandığında oranlar devasa boyutlara çıkıyor.

Toprağın verimliliğinin korunmasını sağlamak

Sanayi çiftlikleri yüzlerce metre kare alanı tek bir ürünle doldurur. Toprakta yabani otlar ya da böceklenme olmaması için litrelerce kimyasal kullanarak toprağı kirletir. Doğal olarak doğallığından uzaklaşan toprak, zaman içinde çölleşmeye varan geri dönüşümü olmayan ya da çok zor olan alanları ortaya çıkarmış olur. Yerel üretim de küçük ölçekli çiftçiler ise var olan arazilerinde birbirinden farklı birçok ürün ekimi yapar üstelik bunu o bölgenin habitatına uygun olarak yetişebilen ürünler ile gerçekleştirir. Toprak beslenmesi çoğunlukla hayvansal ve bitkisel gübreleme ile sağlanır. Tabiatına uygun yapılan ekimler toprağın verimliliğinin sürdürülebilir olmasını sağlar. Ayrıca bu sayede erozyonun da önüne geçilmiş olur.

Tarım geleneklerini korumak ve tekelleşmenin önüne geçmek

Aslında binlerce yıldır doğayla uyum içinde gerçekleştirilmiş olan tarım neden şimdi mümkün değil? Evet insan nüfusu artıyor ancak dünyada şu an 6,3 milyar insanın yaşamasına karşın 12 milyar kişilik gıda üretiliyor! (BM Gıda ve Tarım Örgütü-FAO verilerine göre). Sadece bu bilgi bile kelimeleri kifayetsiz bırakıyor. Üstelik bu sadece israftan dolayı olacak cinsten de değil. Gıda endüstrisinin %70’i ise birkaç şirketin tekelinde ve hali hazırda sürdürülen tarım politikaları da bunları desteklemek üzerine kurulu. Böyle devam ederse toprak-insan ilişkisi, atalarımızdan kalan kadim bilgiler ve doğa takvimleri birer efsaneye dönüşecek.

Beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının azalmasını sağlamak

Dünyada insan sayısının iki katı kadar gıda üretilmesine karşın 800 milyon insan yetersiz beslenme ve açlık ile mücadele ediyor. Bunun yanında 1,7 milyar insan yanlış beslenmeye bağlı diyabet, obezite, kalp ve damar hastalıklarına maruz kalmış durumda. Her iki taraf için oranlar gittikçe artış göstermeye devam ederken çözüm kimyasaldan uzak temiz besinlere ulaşmaktan geçiyor. Tarımda yerel üretim bunu en iyi sağlayacak olan şey. Bizim yapabileceğimiz ilk şey ise yerel olanı tüketmeyi tercih etmek ve insanların bunu fark etmesini sağlamak.

Özgün kültürü yaşatmak

Küçük ve yerel üreticiler endüstriyel tarımla mücadele edecek güçte değiller ve üretim yapmakta oldukça zorlanıyorlar. Devlet politikaları, endüstriyel tarım temel alınarak hazırlanmış ancak yerel üreticiler için destekleyici oluşumlar söz konusu değil. Yaşam standartlarının düşüşü, ağır çalışma şartları ve daha önemlisi ekonomik olarak gelir elde edemeyen yerel üreticiler çareyi büyük şehirlere göç etmekte buluyor. Oysa bölgesel olarak kalkınmanın yanında yerel olanı tüketmeyi tercih etmek özgün kültürümüzün yaşamasını ve devamlılığını sağlayacak olan şey.

Lezzetli, besleyici ve temiz gıdaya sahip olmak

Yerel üretim yapan çiftçiler, kar amacı gütmekten çok mevsim sebze ve meyvelerini GDO’suz, lezzetli, besleyici ve kimyasal gübre kullanımından kaçınarak geleneksel yöntemlerle tarım yaparlar. Doğal koşulların maksimumda olduğu şartlar altında besin değeri korunan ürünlerin daha lezzetli ve doyurucu olması şaşırtıcı olmasa gerek.

Yerel ürünler gerçekten pahalı mı?

Süpermarketlerde gördüğümüz çoğu ürün kilometrelerce uzaktan; üretimi, ulaştırması, depolanması ve uzun süre bozulmamasını sağlayacak kimyasallara maruz bırakılarak geliyor. Seri üretimle çok çok düşük fiyatlarla raflarda yerini alan ürünler gerçekten ucuz mu? Bir ürünün gerçekten pahalı ya da ne kadar ucuz olduğunu anlamak için sadece etiket fiyatı üzerinden değerlendirmek eksik ve hatalı bir yaklaşım. Toplumsal ve çevresel maliyetler göz önüne alındığında durumun hiç de göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Başta sağlık giderleri olmak üzere ekosisteme verilen zararların çoğunun geri dönüşünün olmadığı hesaba katılmıyor.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında tarımda yerel üretim ve tüketim kazanımlarını hesaba katarak yapacağımız tercihlerin önemine dikkatinizi çekmek istediğim bu yazıyla küçük de olsa farkındalık yaratabilirsem ne mutlu bana.

Kaynaklar:
Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar – Vandana Shiva, Sinek Sekiz Yayınevi
http://www.fao.org/3/ca5249tr/ca5249tr.pdf
https://www.unccd.int/news-events/consumers-and-private-sector-critical-fighting-droughts-and-land-degradation-says-un
https://storage.googleapis.com/planet4-turkey-stateless/2019/11/e641d246-türkiyenin-gıda-ve-tarım-sistemi-rapor.pdf

Kapak fotoğrafı: Photo by Elaine Casap on Unsplash

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir