Titreşimsel Ses Terapisi- Biofield Tuning

Ses, eski bir şifa aracı. Tibet ve Nepal kültürlerinin çanları, gongları ve kaselerinden, Avustralya Aborijinlerinin didgeridoo’suna, Yerli Amerikalıların davul ve çıngırağına kadar, insanları rahatlatmak için ses ve müzik kullanıldı. Bilinçli ve kasıtlı olarak kullanıldığında, sinir sistemini yatıştırma, zihni susturma ve odaklanma, duyguları yatıştırma, acıyı hafifletme potansiyeline sahip olduğu varsayılıyor. Bu nedenle son zamanlarda yeni bir meditasyon yöntemi olarak titreşimsel ses terapisi- biofield tuning karşımıza çıkıyor.

Titreşimsel Ses Terapisi- Biofield Tuning Nedir? Nasıl Çalışır?

Titreşimsel ses terapisi “Biofield tuning”, kısaca çeşitli seslere sahip özel araçların vücuda teması sağlanarak belli teknikler ve bölgelerde uygulanan bir terapi yöntemi olarak açıklanabilir. Biofield yani “enerji alanı” kavramı, bizim daha yakından bildiğimiz “aura” olarak tanımlanabilir. Vücudumuzun enerji alanları “chakra”, “chi” gibi terimlerle de biliniyor.

Bu terapi yönteminin kurucusu Eileen Day McKusick, 20 yılı aşkın biofield gözlemlerinin bir derlemesi olan  “Biofield Anatomy Map” ile çalışmalarını sürdürüyor. McKusick’e göre, tüm fiziksel, zihinsel ve duygusal bozukluklar enerji alanlarımızda “uyumsuzluk” olarak algılanabilir. Biofield Tuning ise, bu uyumsuzluğu azaltabilir ve duygusal semptomları hafifleterek ortadan kaldırabilir.

Biofield Tuning Nasıl Çalışır?

Biofield Tuning seansı sırasında, bir hasta tedavi masasında tamamen giyinik olarak yatarken, uygulayıcı bir diyapazonunu etkinleştirir ve belli bir mesafeden başlayarak vücudu yavaşça tarar. Uygulayıcı, müşterinin enerji alanında direnç ve türbülans hissederken, aynı zamanda akort çatalının armonik tonlarında ve alt tonlarında bir değişiklik olup olmadığını da dinler. Uygulayıcı türbülanslı bir alanla karşılaştığında, diyapazonunu etkinleştirmeye ve o belirli noktada tutmaya devam eder. Araştırmalar, vücudun bütünsel enerjisinin, kendisini “ayarlamak” için akort çatalının, sabit tutarlı titreşim frekansını kullandığını gösteriyor. Kısa sürede uyumsuzluk gideriliyor ve direnç duygusu ortaya çıkıyor. Bu, vücuttaki gerginliğin serbest bırakılmasına karşılık geliyor.

Pandemi ile birlikte çalışmaların ve eğitimlerin sanal ortama taşınmış olması ulaşılabilirliğini arttırıyor, ilgisi olanlar için ulaşabileceğiniz eğitim paketleri burada.

Aşağıda uygulayıcı Eileen Day McKusick, günlük yaşamın stres faktörleri nedeniyle uyumsuz bedenleri iyileştirmek için “ayar çatallarını” nasıl kullandığını anlatıyor.

Faydaları Nelerdir?

Özellikle Avrupa’da gün geçtikçe popülerliğini arttıran Titreşimsel ses terapisi- Biofield tuning’in faydaları şu şekilde sıralanabilir;

  • Anksiyete ve stres seviyelerinde anında azalma
  • Ağrıyı azaltma
  • Depresyon belirtilerini iyileştirme
  • Bağımlılığın tedavisinde yardımcı olma
  • Uyku düzenini ve uykuyu iyileştirme
  • Depresyonu azaltmaya yardımcı
  • Kan basıncını düşürme
  • Kan dolaşımını arttırma
  • Hafızayı, konsantrasyonu ve odaklanmayı geliştirme
  • Ruh halini ve mutluluk duygusunu iyileştirme
  • Bağışıklık sistemini uyarma

Titreşimsel Ses Terapisi ile Şifa- Eileen Day McKusick

Biofield “Bioalan, enerji alanı” terimi ilk olarak 1994 yılında National Institute of Health’de ortaya çıkmış. Eileen Day Mckuick’in 1996 yılından bu yana yaptığı çalışmaları, gözlemleri, deneyimleri bilimsel temellere dayandırarak anlattığı kitabı ise,Healing with Vibrational Sound Therapy”, Omega Yayınları tarafından Fulya Sönmez Doğrusöz çevirisiyle 2019 yılında Titreşimsel Ses Terapisi ile Şifa adıyla Türkçeye kazandırılmış durumda. 

Titreşimsel Ses Terapisi İşe Yarar Mı?

Aslında birçoğumuz sesi terapötik olarak zaten kullanıyoruz. Arabada müzik dinliyoruz, duşta şarkı söylüyoruz, evi temizlerken içimizden şarkılar mırıldanıyor,sakinleşmek için klasik müzik dinliyoruz. Sevdiklerimize duygularımızı anlatmak için çalma listeleri hazırlıyor şarkılar armağan ediyoruz. Müziğin, dolayısıyla sesin gücünü özümüzde biliyoruz. 

Aynı zamanda sesin incitme gücü de var; hayatımızdaki stres faktörlerinin çoğu gürültü tarafından üretilir. Trafik sesi, inşaat sesi, korku veren anlamlandıramadığımız sesler ve hatta kafamızın içinde dönüp duran düşüncelerin gürültüsü, büyük bir kirlilik kaynağı.

Bilimsel bir araştırma olarak yürütülen rahat ve sakinleştirici müzik dinleyen inekleri ve bitkileri hatırlayın; bitkiler daha uyumlu gelişim gösterirken ineklerden alınan süt verimi artmıştı.

Belki mucizeler yaratacak bir yöntem olmayabilir fakat stres, anksiyete, kronik ağrı ve kronik yorgunluk gibi ileri seviye olmayan rahatsızlıkları azaltmak için kendisinden faydalanabiliriz gibi duruyor. Birçoğumuzun mucizeye değil gerçek bir rahatlamaya ihtiyacı var.

Kapak fotoğrafı by Ralph (Ravi) Kayden on Unsplash

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir