“Herkes ilgisiz bir evrenin içinde görülüp işitilmeden yok olup gideceği düşüncesiyle acı çekmektedir. Bu yüzden, daha vakit varken kendisini sözcüklerden oluşan bir evrene dönüştürmek ister.”

Milan Kundera

Aslında ne web sitesi ne de blog hevesi, sadece yazıyorduk kendi kendimize… Yıllardır yazıdan bahsedip duruyor ama hiç paylaşmıyorduk, birbirimizle bile. Peki şimdi ne oldu dersiniz? Hiçbir şey olmadı. O kadar hiçbir şey olmadı ki, hayatlarımızın içinde savrulduk. Başkalarının işleri için canla başla çalışıp yorulduk. Yirmileri bitirip durulduk. Birbirimizin, çocuklarının teyzeleri olduk. Baktık sıra kendiliğinden bize gelmiyor, “neden ben, neden böyle?” diye sormanın bir anlamı olmadığını hatırlayıp, sırayı tersine çevirdik.

Biz birkaç kadın toplandık, yazıp çiziyoruz. Genelde başımıza gelenleri ya da bilgi/ilgi alanımızdakileri yazıyoruz. Yazıp istiflemek yerine, sizlerle paylaşmayı seçiyoruz. 

Peki insan neden paylaşmak ister? En çok onaylanmak için derler, ama bizimki daha çok olaylar karşısında yalnız olmadığımızı bilme ihtiyacımızdan ve yalnız olmadığınızı hissettirmek istediğimizden.

Ve başladık! Kadın kadına oluşturduğumuz bu girişimimizi de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kurdele keserek taçlandırmak istedik. Dene-yanıl, öğren-düzelt metoduyla yazılarımızdaki kadın perspektifimizi geliştirerek ilerlemek için buradayız.

Biz okuyan, çalışan, elinin hamuruyla her işe karışan kadınlarız. Şehirden, yaşamdan, kafamızın içinde dönüp duranlardan, içimizden geçirip dillendiremediklerimizi anlatmak için buradayız. Uçup giden zamanın temposunda bize azıcık da olsa vakit ayırabildiyseniz, sizlere çok teşekkür ederiz. Son olarak, bizimle bu oluşumda yer almak isteyen herkesi bekleriz.