18 Mart Çanakkale Savaşı’nda Bir Kadın: Nezahet Hanım (Türk Jan Dark)

Nezahet Hanım

Çanakkale Savaşı; dönemin içinde bulunulan zorlu koşulların hüküm sürdüğü, birçok maddi manevi kayıpların yaşandığı, bir destanın kanla yazıldığı, Türk Milleti’nin, olağanüstü şartlarda mükemmel bir birliktelik sergilediği seferberlik hali. 3 Kasım 1914’te başlayıp, 9 Ocak 1916’ya kadar aralıklarla devam eden bu büyük savaş, 18 Mart 1915’te gerçekleşen deniz harekatından sonra Türk Milleti’nin zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu çetin mücadelenin zaferi tüm Anadolu’ya umut olmuş Milli Mücadele’nin temelleri Çanakkale Zaferi ile sağlamca atılmıştır. Türk Kadını ise gerek cephede gerek cephe gerisinde çok önemli olaylarda yer almasıyla birlikte birçok fedakarlıkta bulunmuştur. Türk kadınının Çanakkale zaferinden sonra toplumdaki yeri; askeri, ekonomik, kültürel ve sosyal olarak katılımı artarak devam etmiştir. İşte bu kadınlardan biri, hatta bir kız çocuğu olan Nezahet Hanım hikayesi de, Çanakkale Savaşı ile daha 9 yaşındayken başlar.

Türk kadınının ilk aktif olarak yer aldığını söyleyebileceğimiz bu savaştan sonra Yeni Türk Devleti’nin oluşumunda kadının birleştirici ve destekleyici rolü Mustafa Kemal Atatürk tarafından da defalarca dile getirilmiş ve takdir edilmiştir.

“Dünyada hiçbir milletin kadını -Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi halâsa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi halâsa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim- diyemez.”

 Mustafa Kemal ATATÜRK

Savaş boyunca sağlık giderlerinin karşılanması, asker için kılık kıyafet temini, cepheye mermi ve mühimmat taşıma, yardım kuruluşları aracılığıyla bağış toplama, kamuoyu oluşumunu sağlamak ve benzer meseleler ile Türk Kadını önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Nezahet Hanım’ın Cephede Yer Alması

Nezahet Hanım’ın annesi Hadiye Hanım gencecik bir yaşta (24) verem ile mücadelesine yenik düşüp hayatını kaybedince, Nezahet Hanım’ın babası Albay Hafız Halit Bey, kızını kimselere emanet edemeyeceğini (Milli Mücadeleye katılma kararı dolayısıyla) anlayarak biçare onu da yanına alarak cepheden cepheye götürür. Nezahet Hanım babasıyla birlikte tam üç yıl bilfiil savaşarak cephelerde yer almıştır.

Nezahet Hanım ve Kızlı Alay

Cephelerde büyüyen, askerlerden at binmeyi, silah tutmayı öğrenen küçük Nezahet Hanım birliğin simgesi haline gelir yıllar içinde. Hatta Gediz cephesindeki yenilgiyle bazı askerlerin kaçmaya çalıştığını gören Nezahet Hanım askerlerin karşısına çıkıp, “Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?” diyerek askerlerin kendilerine gelip geri dönmelerini sağlamıştır. Küçük bir kız çocuğundan bunları duymak askerler için yaşadıkları korkuyu ve kırgınlığı bir tarafa bırakıp geri dönmelerinde etkili olmuştur. Bu olaydan sonra küçük hanım artık bir onbaşı olmuştur, Hafız Halit Bey’in komutasındaki 70. Alay ise ‘Kızlı Alay’ olarak anılmaya başlanmıştır.

Askeri Kıyafeti ve Sarı Küpeleriyle Küçük Bir Asker

1920 yılında ilk askeri elbisesini (diğer askerlerin kullanmadığı eskilerden yapılır) giyiyordur artık, bu durum cephede karşılaştığı Çerkez Ethem’in dikkatini çeker ve neden bu kıyafetleri giydiğini sorar; Onbaşı Nezahet’in yanıtı “Ben askerim” olur. Bunun üzerine silahsız asker olmaz diye devam eden Çerkez Ethem çatışmalardan ele geçirilen bir Yunan filintasını kendisine verir.

Nezahet Hanım
Nezahet Hanım

Türk Jan Dark’ın Atatürk’le Tanışması

Nezahet Hanım’ın, Mustafa Kemal Atatürk’le bilfiil tanışması ise Birinci İnönü Muharebesinde olmuştur. Bundan sonra üç cephede daha karşılaşacaklardır. Atatürk, çadırda kulağında küpesi üzerinde askeri elbiseyle küçük kızı gördüğünde çok şaşırır “Ne arıyorsun sen burada?” diye sorar. Küçük Nezahet “Ben askerlerin kalesiyim dönmek isteyen karşısında beni bulur” diye cevap verince Mustafa Kemal bu cevaptan memnun olur ve küçük kızı sever.

İsmet İnönü ise Nezahet’i at sürerken görür ve “Kim bu küçük asker, neden bu kadar küçükleri askere alıyorsunuz?” diye kızar. Nezahet’in küçük bir kız olduğunu fark edince sorar, “Aç bakalım şapkanı, adın ne? Parola ne?”, ‘Onbaşı Nezahet’ İnönü gülümser, saçını okşar ‘iyi o zaman ben seni kurmay yapıyorum’ der ve bu sözü lafta kalmaz.

İstiklal Madalyası Meselesi

Bursa Mebusu Operatör Emin Bey, birçok cephede bilfiil çarpışmalara katılan 12 yaşlarındaki Nezahet Hanım’ın İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesini önerir.
‘İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey, Halit Bey’le kerimesini kendisinin de tanıdığını, Nezahet Hanım’ın Türklerin Jandark’ı kabul olunabileceğini söylerken çok kıymetli İstiklal madalyalarını Yunan madalyalarına benzetmemek için 12 yaşında bir çocuğa verilmesini uygun görmediğini ifade etmiştir. Büyüdüğü zaman çeyizini temin edecek bir hediye verilmesini teklif etmiştir. (Hay hay sesleri) Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in teklifi ise gülüşmelere neden olmuştur. Kendisi ilk defa Osmanlı tarihinde bir paşa hanım görmek istediğini söyleyerek Nezahet Hanım’a mirliva (günümüzde tuğgeneral) rütbesinin verilmesini teklif etmiştir. Hamdi Namık Bey’in Meclisin doğrudan doğruya karar veremeyeceğini, kanun gereği Ordu Komutanlığına sorulması gerektiğini bildirmesi üzerine Meclis Başkanının yaptığı oylamayla teklif, Divanı Riyasete havale edilmiştir.

Nezahet Hanım, verilmesi görüşülen ama bir türlü verilmeyen İstiklâl Madalyası’na hiçbir zaman kavuşamamıştır. Verilmesi öngörülen çeyiz hediyesi de tıpkı İstiklal Madalyası kararı gibi zabıtlara geçmesine rağmen gerçeğe dönüşememiştir. https://www.tsk.tr/Content/pdf/yayinlar/Turk_Istiklal_Harbi_Serisi/22_millimucadeleturkkadini.pdf 

Harp bitip babasıyla İstanbul’da yaşamaya başlayan Nezahet Hanım, İstanbul Kumkapı’da açılan Jan Dark Enstitüsüne verilir. Bu okulun en başarılı öğrencisiyken aile kararıyla ortaokuldan sonra okuldan alınır. 1931 yılında kendi gibi cephelerde büyümüş sayılan, İstiklal madalyasına layık görülen ilk genç askerlerden olan Yüzbaşı Rıfat ile evlenir. Nezahet Onbaşı ve ailesi, ATATÜRK’e çok yakın oldukları hâlde hiçbir zaman alamadıkları İstiklal Madalyası’nı şikâyet konusu yapmaz.

Hayata Vedası

65 yıl sonra bir gazetecinin konuyu gündeme taşımasıyla, dönemin başbakanı Necmettin Karaduman tarafından bir şükran plaketi verilir 78 yaşındaki Nezahet Hanım’a. Bu plaketi aldıktan 6 yıl sonra istiklal madalyasını göremeden bu dünyadan ayrılmıştır. Anadolu Yakası’ndaki Karacaahmet Mezarlığı’nda eşi emekli Albay Rıfat Baysel ile yan yana yatmaktadır.

“Bizce, Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir