İşsizlik vs Çalışma Hayatı

Bugün havanın 18 derece olduğunu, Şubat sonu olduğunu, bunun küresel ısınma olduğunu yazmayacağım; onun konumuzla bir alakası yok şimdilik. Konumuz; hafta içi bir gün, öğle vakti güzel havayı fırsat bilip kahve, sandalye, kitaplarımı alıp Koru’ya gelmem ve size bu satırları yazıyor olmam yani asıl mesele işsizlik!

Bununla da bitmiyor. Boğazı izliyorum manzara süper. Üstelik eşim de yanımda, almış eline kitabını okuyor iki gözümün çiçeği. Ne derler bilirsiniz, “okumuyorsa evlenme”. Simit de aldık gelirken, kaçta gidersek gidelim, fırından on dakika önce çıktığını iddia eden amcadan. Bir çılgınlık yapıp yanına hem karper hem ayran aldık, lüks yaşıyoruz.

Ne keyif değil mi? Valla öyle…

Geçen haberlerde izledim Tüik verilerine göre bu tarz keyifleri yapabilecek 4 milyon 390 bin kişi yaşıyormuş Türkiye’de. Araştırmayı görmek isteyenler ‘İşsizlik Rakamları’ başlığıyla Google’da aratabilirler. Tabi bu rakamlara ‘artık’ iş aramayı bırakmış insanlar ve aniden evleriyle ilgilenmeye karar veren yüzbinlerce kadın dahil değilmiş. Gerçek rakamın 6 milyon civarı olduğunu iddia eden birileri olduğunu da söyleyeyim. Haberci dilinde en sevdiğim kelime, “İDDİA”.

Yok yok, yanlış anlamayın size işsizlikten yakınmayacağım. Zaten bizi, o 4 milyonun içinde saymıyor olabilirler, neredeyse seneyi geçti işsizliğimiz. Artık bizimki erken menopozun bir versiyonu gibi; “erken emeklilik”. Emekli Albay Mahmut amca ve karısı Sevim teyze gibiyiz. Apartman yöneticiliği bizde, market market gezip ürünlerin fiyatını ezberlemeler, deniz kenarına gitmek için güzel havaları beklemeler ve daha neler neler.

Gerçi yalan yok, biz işsiz sayılmayız. Biz ‘iş var da, beğenmiyorlar’ kategorisindeyiz. Bunu kim söylediyse, beni tanıyor galiba. Ben işleri hiç beğenmiyorum. Hatta sadece işleri değil, iş ilanlarından bile memnun değilim. Okurken bana bir şeyler oluyor, böyle şizofrenik biri gibi orada olmayan cümleleri görmeye başlıyorum.

İlanların Nesi Var?

Örneğin ilanda; ‘Esnek çalışma saatlerine uyum sağlayan’ ya da ‘Yoğun ve enerjik çalışma ortamına uyum sağlayabilecek’ yazıyor.

Ben bunu şöyle okuyorum; gece gündüz, gerektiğinde ve gerekmediğinde yakınmadan çalışabilecek, tabii ki mesai ücreti istemeyecek, istemek ne demek, aklına mesai ücreti istemeyi bile getirmeyecek, evine taksi ile dönmeyecek. Kısacası; boş vakitlerinde de çalışmak isteyen arkadaşlar arıyoruz.

‘Kendine özen gösteren, özellikle giyimine dikkat eden’ yazınca;

Maaşından kira, faturalar, mutfak masrafı çıktığında, kalanından verdiğimiz yetersiz öğle yemeği kartına ekleme yapıp, zaten az olan maaşını kazanabilmek için geldiği işine tabii ki kendi imkanları ile ulaşan. Bunlara rağmen para arttırmayı başarıp (yapabilen arkadaşlara tebriklerimi sunmak istiyorum) bu parayı aman işsiz kalırım, hastalık olur, acil bir şey çıkar diye biriktirmeden kendine kıyafet alacak arkadaşlar arıyoruz.

‘Yenilikleri ve trendleri takip eden, bunlara uygun yeni projeler üretebilen’, ‘Kendini sürekli geliştiren’,

Kendi imkanlarıyla yüksek lisans olsun, doktora olsun veyahut çeşitli eğitimlere katılan, bunları işten asla izin istemeden çalışma saatleri dışında başaran. Geri kalan zamanlarında, özel hayat falan diye atıp tutmadan, işiyle ilgili yenilikleri araştırarak bunları projeye çevirecek. Sonra yöneticileri tarafından muhtemelen vakitsizlik ya da bütçe yetersizliği nedeniyle reddedilince yılmayacak ‘Polyanna’lar arıyoruz.

‘Sorgulayıcı bakış açısına sahip’, ‘Yeri geldiğinde inisiyatif alabilen’

En basit kararı az üç yöneticiye onaylattıktan sonra, kendi insiyatifiymiş gibi davranabilen. Sorgulayıcı bakış açısına sahip fakat bu bakışı yöneticilerine, şirkete ve çalışma koşullarına yöneltmeyen birilerini arıyoruz.

‘En azından 5 yıllık deneyimli’

Biz 5 yıllık deneyimi olan ama bir süreliğine başlangıç maaşını kabul edecek ve mülakatta maaşını arttırma ihtimalimize ilişkin söylenmiş olan her kelimeyi kendiliğinden unutacak mallar arıyoruz.

‘X ve Y Müdürü arıyoruz’

X ve Y konularını yönetecek müdürümüz, aynı zamanda Q, Y, Z konularında da bilgi sahibi olup onları da yönetebilecek. Ve bunları yapabileceğine göre dört ayrı alanda uzmanlığı olmasına rağmen bizim kıytırık şirketi tercih eden mazoşistler arıyoruz. Not: Bu dediklerimiz için en az iki üniversite, bir yüksek lisans, ciddi süre tecrübe gerektiğini biliyoruz o yüzden başlangıç maaşından 500 TL fazla teklif edeceğiz.

İşin komik kısmı bir tarafa, günlerden bir gün her koşul işsizlikten iyidir mantalitesi ile bu tarz ilanların hepsine başvuru yapıp bunalınca, telefonumda zaplamaya başladım. Ve notlarımda karşıma çalıştığım zamanlardan kalma şöyle bir yazım çıktı;

“Hapsolmak,

Başkasının hayallerine hapsolmuş gibi hissediyorum. Sabahın karanlığında kalkıp koşuyorum gerçekleştirmek için. Akşam kendi hayatıma geri koşamıyorum tabi ‘o hayal’ para olunca mesai eksik olmuyor. Benim hayalim para olmadığından herhalde mesai ücreti de almıyorum. Zaten bu koşullarda mesai ücretim maaşım kadar olurdu. Geri koştuğum zamanlar tanısam dahi o kadar samimi olmayacağım iki yüz kişiyle sarmaş dolaş metrobüse biniyorum. Ama çok şanslıyım çünkü sadece üç vesait ile evime dönüyorum. Ne oldu şaşırdınız mı? Ben artık aşağıya bakıyorum. Zaten “yukarıya bakın hep daha fazlasını isteyin.” tatavalarını uzun yıllar önce bitirdiğim okulumda öğrenmiştim. O yaşıma kadar onlar olmadan geldiysem, burdan sonra bir şekilde devam ederim diye düşünüyorum.”

Genç, dinamik, güler yüzlü adaylar arıyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir