Datça Gezi Notları: En İyi Koylar, Görülecek Yerler ve Bebekle İlk Tatil

Muğla’ya bağlı olup da güzel olmayan bir yer var mı? Sanırım yok. Datça uzun zamandır görmek istediğimiz ancak bir nebze çetrefilli yollarını bahane ettiğimiz ve bir türlü gidemediğimiz yerlerden biriydi. Sonunda kendisiyle geçen yaz tanıştık ve o zamandan beri yaz gelse de yine gitsek modundan kendimizi alamıyoruz.

Sadeliği, doğallığı, sakinliği, havası, suyu, mutfağıyla her şeyine bayıldık Datça’nın. Şimdi size aşık olma nedenlerimi anlatmaya çalışacağım ama baştan uyarıyorum; bu yazı beach-sevmezlere, kalabalıktan kaçanlara, ve her-şey-dahilci-olmayanlara uygun. Ne demiştim? Sade, doğal, sakin.

Datça: Bebekle Yaz Tatili Rotası

Önce kısaca neden bebekle ilk tatil için Datça’yı tercih ettik onlardan bahsedeceğim. Belki çok iddialı ama bizim tüm beklentilerimizi karşıladı Datça. O yüzden hoşunuza gider, aklınıza yatarsa; hiç tereddütsüz kaçın Datça’ya.

Ailemizin üçüncüsü aramıza katılınca tüm hayatımız olduğu gibi yaz tatili anlayışımız da ucundan kıyısından etkilendi. Yine de biz her şeyi çocuğa adapte etmeye çalışmaktansa –ki bu imkansız- onu bize yavaş yavaş uydurup orta yollar belirleme taraftarı olduğumuz için, bu konuya da öyle yaklaştık. Mesela her şey dahil otel sisteminin hiçbir zaman fanı olmadım. Sırf otel belli sahil belli diye çocukla bir yere tıkılıp bütün gün orada zaman geçirme fikri bana pek tatilmiş gibi gelmiyor. Dolayısıyla o şıklar elendi.

Sonra adaları düşündük. Bozcaada? Çok kalabalık. Gökçeada? Fazla ıssız. Bir yandan yeni bir yer görmek istiyorduk bir yandan her denize gidişimizde araca ihtiyacımız olmasın diyorduk (bkz: Kaş) derken Datça düştü aklımıza.

Kısa Kısa Datça

Gideceğimiz yere karar verdikten sonra, kalacağımız tarafı seçmek için, ebeveyn değilseniz size aşırı saçma gelecek, ama ebeveynseniz biraz da olsa mantıklı geleceğini umduğum kriterlere kafa patlattım. 

– “Plaj taş, çakıl yoksa kum mu olmalı? 10 aylık çocuk hangisini yutabilir, hangisini ağzına alması daha tehlikesiz olur? (Aylık lafına gıcık oluyorsunuz değil mi ebeveyn olmayanlar?:))” / Valla hepsi tehlikeli ve çocuk bu, ne bulduysa ağzına tıkıyor, bundan kaçış yok.

– “Güneş yakıcı olmasın ama her an gölge de olmasın.” / Havası muhteşem. Sıcaklamadan, esintili bir yaz tatili için ideal. Bunun için de Ağustos sonu, Eylül başını tercih edin. Aynı tarihler kalabalıktan kaçmak için de önemli.

– “Otel denize yürüyüş mesafesinde olsun.” / Karaincir, Palamutbükü, Datça merkez vb. gibi yerlerde kalırsanız bu şık da tamam.

– “Su temiz olsun mümkünse mavi, kırmızı, mor ne kadar bayrak varsa hepsinden birer tane.” / On numara beş yıldız.

– “Havuz olursa ekstra iyi ama havuz bir yaşından küçüklere önerilmiyor. ” / Fazla havuz göz çıkarmaz.

– “Yeme-içme için sürekli otele bağımlı kalmayalım.” / Alternatif çok ama hiçbir yer merkezde olduğu gibi zengin seçenek sunmuyor.

Şimdi hatırlamadığım o zaman düşündüğüm belki bu kadar daha madde vardı. Sonunda plajın kum olmasını istediğime –belki çocuk oturur oynar ben kitabımı okurum hayaliyle-, otelin denize yakın olması gerektiğine, gezebileceğimiz, görebileceğimiz güzelliklerin de artısı olacağına karar verdim.

En İyi Datça Koyları: Kumlusu, taşlısı, derini, havuz gibisi…

Datça’da onlarca koy var. Hemen hepsinin suyu berrak, etrafı yemyeşil. Planımız bebekle birlikte koy koy dolaşıp bir orayı gezelim bir burayı keşfedelim değildi. Ama gidince dayanamadık ve Datça’ya gidenlerin öve öve bitiremediği Palamutbükü’nü ve diğer muhteşem koyları iyi ki görmüşüz dedik.

Koyların çoğunda tesisler var ve sadece yiyip içtiğinizi ödeyerek şezlong ve şemsiye kullanabiliyorsunuz. Bazıları ise gerçekten bakir ve yanınıza bir havlu alarak gitmeniz yeterli. Ayrıca Datça taşlık plajlarıyla meşhur, o yüzden deniz ayakkabısı fikrini değerlendirin. Özellikle çocuklar için olmazsa olmaz.

Mesudiye Köyü Datça merkezden 20 km uzakta kalıyor. Vaktiniz olursa Datça’da köyleri de mutlaka gezin. Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü ve Kızılbük burada bulunuyor. Datça’nın en iyi plajları da bunlar diyebilirim. Ayrıca araları çok kısa, yani bir günde birkaç tanesini görebilirsiniz. Datça merkezinde de Kumluk, Hastaneönü, Taşlık Plajları var. Biz bunları tercih etmedik ama akşamları restorana dönüşen plajlarda yemeğimizi yedik.

Son bir not arabanız varsa genel olarak Datça’da rahat edersiniz, yoksa da ve merkezde kalıyorsanız her yöne giden minibüsler mevcut. Şimdi gelelim Datça yarımadasının çocuk dostu plajlarından, en berrak sularına…

Karaincir Koyu

Karaincir Koyu, Datça’nın tamamen kumsala sahip tek plajı. Merkezden 15 kilometre uzakta. Denizi sığ ve ılık. Dolayısıyla biz de dahil olmak üzere çocuğunu alan buraya koşmuştu diyebilirim. Tabii ki kum olunca su akşama doğru bulanıklaşıyor o yüzden denize girmek için en iyi seçenek burasıydı diyemem. Ama sabah gün doğumunda sahilde yürüyüş harikaydı. Biz bu bölgede kaldık ve size hemen iki şahane otel önerisi; Kalina Otel ve Casa Elia.

Palamutbükü

Datça merkeze 25, Knidos Antik Kenti’ne ise 15 kilometre uzaklıkta bulunan Palamutbükü 2 km uzunluğunda, yoğunluklu olarak taşlık bir sahile sahip ve denizi çabuk derinleşiyor. Burada pek çok tesis var yan yana. İstediğinizi seçip şezlongundan yararlanabilirsiniz. Ama hem kalmak için hem de günlük kullanım için en iyi seçenek açık ara: Otel Mavi Beyaz.

Ovabükü

Plajı kum ve çakıl, denizi Palamutbükü gibi çabuk derinleşiyor. Yine enfes manzara yine berrak su. Sahili oldukça geniş.

Hayıtbükü

Ovabükü’nden yalnızca 1 km uzakta bulunuyor. Denizi sığ, ılık ve çevresindeki tepeler sebebiyle koca bir havuz hissi yaratan bir yer Hayıtbükü. Çocuklu aileler için burası da uygun. Koca koca taşlar yok ama yine ince çakıllı bazı yerleri de kumluk. Tesislerin hemen hepsi aynı gibi, boş bulduğunuz yeri kapın.

Kızılbük

Hayıtbükü’ne komşu bir koy, manzarası özellikle günbatımında nefis. Gidişi biraz zor ama yine de pes etmeyin, deneyin.

Kargı Koyu

Datça ilçe merkezinden sadece 3 kilometre uzaklıkta, hatta yarım saatlik yürüme mesafesi. Burası da sakin, rüzgardan korunaklı, dolayısıyla durgun denize sahip bir yer. Tatlı su kaynağı var hafif serinlik veriyor ve burada minik ısıran balıklar var. Yani durup durup iğne yapıyorlar insana. Sürekli hareket ederek onlardan kaçabilirsiniz. Bu balıkçıklar hep var mı yoksa dönem dönem mi orada takılıyorlar bilemem ama ben uyarımı yapayım.

Datça’da Gezilecek Yerler

Eski Datça

Eski Datça’nın bambaşka bir dokusu var. Hani bir yere gidersiniz ve film setinde gibi hissedersiniz ya, burası tam da böyle. Tarihi milattan önce 11. yy’a kadar uzanıyor. Taş evler, mis gibi hava, begonyalar, butik mağazalar ve otelleri için adresiniz burası. Her köşesi ayrı bir fotoğraf karesi, her evi ayrı otantik Eski Datça, Can Yücel’in bir dönem yaşadığı yermiş zamanında. Şimdi evini her gün dışarıdan yüzlerce kişi görebiliyor ama içeriye giriş yok.

Datça Merkez

Muhtemelen Datça’da en çok vakit geçireceğiniz yer burası. Restoranlar, plajlar, oteller, her şeyin kalbi merkezde. Öğlen denize girilen Kumluk Plajı akşam masa sandalyeler atılarak restoran ve kafelere dönüşüyor. Sıra sıra balık lokantaları var, mutlaka birini deneyin. Sevgi Yolu’nda el sanatlarından hediyelikler bulabilirsiniz. Limana bakan kısmı da yürüyüş veya yeme-içme yerleri için uygun.

Knidos Antik Kenti

Merkezden 38 kilometre gidip, Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktaya varıyorsunuz. Antik dönemin en önemli kültür-sanat, bilim ve ticaret noktalarından biri olan Knidos Antik Kenti, Tekir Burnu olarak adlandırılan yarımadanın ucunda bulunuyor. Tarihi, milattan önce 2000lere dayanan antik kent çağının en modern örneklerinden biriymiş. Doğası ve bulunduğu konumun özelliği itibariyle görülmeye değer.

Datça’da Yeme-İçme ve Alışveriş: Kısaca bal-badem-balık…

Badem ağaçlarıyla meşhur Datça, tam bir lezzet cenneti. Badem kahvesi, balı, dondurması, gazozu, ezmesi vs. var. Bademli ne bulursanız deneyin. Bunun dışında adım başı balık restoranı var, yer sıkıntısı yaşamamak için önceden rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Palamutbükü’nde mutlaka denemeniz gereken iki yer önereceğim diğerlerinin hepsi merkezde. Payam’da bademli kek veya herhangi bir tatlı yiyin, yanına Türk kahvesi. Meltem Cafe’de de zeytinyağlı, çig börek, mantı, ızgara balık gibi pek çok alternatif bulabilirsiniz.

Pizzası nefis, manzarası daha da nefis yer: Cafe Inn, Kumluk Plajı’nda.

İyi kahve ve tatlı için iki müthiş yer: Sardunya Cakes ve Sade Datça

Bal-bademli dondurma için yüzde yüz keçi sütü kullanan Tekin Usta, Datça Liman’a yakın.

Yanınıza Datça’nın güzelliklerinden almak isterseniz uğrayacağınız adres: Kocamaar Çiftliği. Zeytinyağı, ilave şekersiz marmelatlar vb. ürünler almıştık ve hepsinden memnun kaldık. Datça merkezde de kekik balı ve badem ezmesi gibi ürünleri pek çok yerde bulabilirsiniz.

Ve son olarak Datça yolu üzerinde mola verip bir şeyler atıştırma yeri: Mavi Pide.

İyi eğlenceler!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir